×
Hamburger Menü
×

Bir Bakışta Kolorektal Kanser

Bir Bakışta Kolorektal Kanser
8 Mart 2024

Kolorektal kanser, sindirim sisteminin son bölümünü oluşturan kalın bağırsak (kolon) ve rektumda (kalın bağırsağın son 15-20 cm'lik bölümü) gelişen kötü huylu tümörlerin genel adıdır. Bu kanser türü, mukoza tabakasındaki hücrelerde başlar ve zamanla bağırsak duvarının derin katmanlarına yayılabilir.

Kolorektal kanser, ülkemizde ve Dünya’da en sık rastlanan kanser türlerinden biridir. Öyle ki, her sene dünya çapında yaklaşık 1.9 milyon kişiye bu tanı konulmakta ve bu durum 935 bin civarında ölümle sonuçlanmaktadır. Türkiye'de ise hem erkeklerde hem de kadınlarda en sık görülen üçüncü kanser türü olarak kaydedilmiştir. Bu kanser türü, özellikle 40 yaş sonrası kişilerde daha sık görülmeye başlar ve 50 yaş üstündekileri daha fazla etkiler. Erken tanı ve düzenli tarama testlerinin önemi büyük olup, cinsiyet fark etmeksizin 45 yaşından sonra herkesin bu testleri yaptırması tavsiye edilir.

Kolorektal kanser gelişiminde etkili olan bir dizi faktör vardır. Yaş ilerledikçe, bu kanser türünün görülme olasılığı artar, özellikle de 50 yaş üzerindeki bireylerde risk daha yüksektir. Genetik yatkınlık ve ailede kolorektal kanser öyküsü bulunması da riski önemli ölçüde artırır. Bağırsaklarda polip adı verilen ve zamanla kansere dönüşebilecek iyi huylu büyümelerin varlığı, önceki kolorektal kanser teşhisi ve inflamatuar bağırsak hastalıkları da risk faktörleri arasındadır.

Beslenme alışkanlıkları da kolorektal kanser riskini etkiler; özellikle yüksek yağlı, düşük lifli gıdaların tüketilmesi ve yetersiz meyve-sebze alımı riski artırabilir. Fiziksel aktivitenin az olması, sigara ve aşırı alkol tüketimi ile obezitenin varlığı da kanser gelişimini tetikleyebilir. Buna karşılık, yeterli miktarda vitamin ve lifli gıda tüketimi, bağırsak sağlığını destekleyerek kolorektal kanser riskini düşürebilir. Bu nedenle, dengeli ve sağlıklı bir beslenme düzeni ile aktif bir yaşam tarzı sürdürmek, bu kanser türüne karşı koruyucudur.

Kolorektal kanser gelişimi genellikle yavaş bir süreçtir ve erken evrelerde belirti vermeyebilir. Kanser ilerledikçe dışkıda kanama, değişken bağırsak alışkanlıkları (örneğin, ishal veya kabızlık), karın ağrısı, kilo kaybı ve genel yorgunluk gibi belirtiler ortaya çıkar. Ancak bu belirtiler spesifik olmadığından, kolorektal kanserden şüphelenildiğinde doğru tanı için çeşitli test ve muayeneler gereklidir.

Kolorektal kanserin erken teşhisi, hastalığın başarılı bir şekilde tedavi edilebilmesi açısından kritik bir öneme sahiptir. Yaş ilerledikçe risk arttığı için, genellikle 50 yaş ve üzeri bireylere düzenli aralıklarla tarama testleri yapılması önerilmektedir. Bu tür kanserlerin tanısı için bir dizi yöntem kullanılmaktadır. İlk adım olarak, fiziksel muayene ve hastanın aile geçmişi değerlendirilir. Tam kan sayımı testi ile genel sağlık durumu ve olası anemi belirtileri gözlemlenir. Dışkıda gizli kan testi, erken evre kanser veya öncü lezyonların belirlenmesine yardımcı olur. Rektosigmoidoskopi ve kolonoskopi gibi endoskopik yöntemler, bağırsakların iç yüzeyinin doğrudan gözlemlenmesini sağlar ve gerekirse biyopsi alınmasına olanak tanır. MR, USG, BT ve PET gibi görüntüleme teknikleri, kanserin yayılımını ve evresini belirlemek için kullanılır. Tarama testlerinin düzenli yapılması, poliplerin ve kanserin erken aşamada tespit edilerek tedavi edilmesini sağlayarak yaşam süresini ve kalitesini artırır.

Kolorektal kanserin tedavisinde cerrahi genellikle ilk tercih edilen yöntemdir. Kanserli bölgenin ve çevresindeki dokunun çıkarılması işlemi, hastalığın yayılmasını önlemeye yöneliktir. Durumun ciddiyetine bağlı olarak kemoterapi ve radyoterapi de tedavi planına dahil edilebilir. Yenilikçi teknolojilerin kullanımıyla, laparoskopik ve robotik cerrahi gibi minimal invaziv işlemler, hastalara daha az ağrı ve daha hızlı iyileşme süreci sunarak tedavi başarısını artırmaktadır. Her hastanın durumu farklı olduğundan, tedavi seçenekleri bireyselleştirilmeli ve multidisipliner bir yaklaşımla en uygun tedavi planı belirlenmelidir.

Kolorektal kanserle mücadelede erken teşhis ve bilinçlendirme, tedavi başarısını önemli ölçüde artıran faktörlerdir. Bu nedenle, risk faktörlerinin farkında olmak, sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarını benimsemek ve önerilen tarama programlarına katılmak hayati öneme sahiptir.

Ancak unutulmamalıdır ki, en güçlü silahımız hastalığın erken evrelerinde teşhis edilmesini sağlayacak düzenli kontroller ve sağlıklı bir yaşam biçimidir. Toplum olarak bu bilince sahip olmak ve gerekli önlemleri almak, kolorektal kansere karşı savaşta bizi bir adım öne taşıyacaktır.

Çerçeve
Çerçeve

Diğer Blog Yazılarımız

Proktoloji ve kolon rektum
hastalıkları üzerine blog yazılarımızı
takip edebilirsiniz